Kurumsal Programlar

Koçluk Nedir? Koçluk süreci; kişinin kendi potansiyelini fark etmesine, daha etkili kararlar almasına ve kişisel ya da profesyonel hedeflerine ulaşmasına destek olan yapılandırılmış bir gelişim sürecidir. Koçluk Kime Uygundur? Hedeflerini belirlemek veya yeniden yapılandırmak isteyenler Zaman yönetimi, motivasyon, stres gibi konularda destek arayanlar Değişim ve gelişim sürecinde olanlar (terfi, rol

Anormal durumlarda anormal tepki vermek normaldir” diyor Viktor Frankl. Şu anda hiç alışkın olmadığımız, oldukça belirsiz bir dönemden geçiyoruz. Yine de durumla ilgili yaşadıklarımızın nedeninin kendi aklımızdan geçen düşünceler olduğunu unutmayalım. Düşüncelerimiz ne kadar gerçekçi ve mantıklı olursa, bu süreci o kadar rahat atlatırız. Kaygı herkesin hissettiği normal ve doğal

Motivasyon tavsiyeleri çoğu zaman işe yaramaz. Başkalarına ait hikayeleri kendimiz için uygulamaya çalışır ancak başarılı olamadıkça yine kendimizi suçlarız. “Plan yapın, hedef koyun, harekete geçin” gibi spot cümleler sizi sadece o an için hareketlendirir, fakat devamını getirmek zordur. Adım atmak, sokağa çıkmak, işe gitmek, yemek yapmak, yenilik yapmak, yaratıcı olmak,

Stres aniden karşılaştığımız durumlarda ortaya çıkan bir tehlike alarmıdır. İnsan bedeni her koşulda yaşamaya, hayatta kalmaya programlanmıştır. En küçük bir uyaran bile beynimizde kırmızı ışıkların yanıp sönmesine neden olur. Bu uyaranı, beynin tüm bedeni alarma geçirmesi ve tehlikeye karşı bir savaş çağrısı olarak tercüme edebiliriz. Stressiz bir yaşam zaten düşünülemez,

Eğilmez, bükülmez, kırılmaz olmaya çalışırsan darbeler de seni o kadar zorlar. Başına olumsuz hiçbir yaşantı gelmemesi için uğraşan ya da bu tip durumlarda haksızlığa uğradığını düşünen kişi olumsuzlukların etkisini kolay kolay atlatamaz. Karşılaşma olasılığı olan travmaların etkisi daha büyük, ilişkileri daha zorlu hale gelir. Oysa insan ruhu, esnek duruşuyla zorlu

İnsan sosyal bir varlıktır. Gerek özel hayatında, gerek iş hayatında, kendi bütünlüğünü koruyarak dünyaya adapte olmak için iyi ilişkiler kurabilmelidir. İlişki kurma dinamiği ise çok fazla etkene bağlıdır. Daha suskun, daha girişken, daha öfkeli, daha anlayışlı, daha eğlenceli olabilen kişilerin bu özellikleri; doğuştan getirdikleri mizaçları ve sonradan edindikleri kişiliklerinin bir

Aynı anda bir sürü işle meşgul olmak zorunda olan zihnimiz, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği yaşıyor. Bu yüzden bir sürü işi tamamlamadan bırakıyor, üstelik kendimizi suçlu hissediyoruz. Kaygı, öfke gibi çok insani duygularımızı bastırmak zorunda kalıyor, bu yüzden ilişkilerimizde tahammülsüzleşiyoruz. Eskisinden daha çok kızıyor; ancak eskisinden daha çok susuyoruz.

Duygularımız düşüncelerimizin yavrusudur! Kendimizi iyi hissetmediğimiz olaylar karşısında değiştirebileceğimiz neler var acaba? Olayların kendisi? Olaylara kattığımız yorumlar? Ya da önlem almak için yaptığımız davranışlar? Acaba hangisi daha kolay? Daha gerçekçi, daha mantıklı ve daha işlevsel düşünmeyi öğrenerek, kendimizi daha iyi hissetmek üzerine bir program.

Her insan kendi içinde bir liderdir aslında… Peki, lider dediğin nedir? Nedir liderin görevi? Sadece önde gitmek mi, sadece yönetmek mi, sadece yön göstermek mi? Bir ekibin bir lideri kabul etmesi ve onun arkasından gitmesi nasıl bir psikolojik süreçle gerçekleşiyor? Bir lider kendini ve ekibini psikolojik açıdan daha iyi tanırsa,

Duygusal zekâ, tüm deneyim ve birikimlerin bilgeliğe dönüşmesini sağlayan kabiliyet alanımızdır. Analitik zekâmızın anlam kazanması için yol gösterici olan “Duygusal Zekâ”, etkili bir lider, iyi bir yönetici, mutlu bir insan, sevilen bir dost olmak için her yaşta geliştirilmeye açık en mütevazı destekleyicimizdir. Zor durumlarla karşılaşmamak için sorunlardan kaçınmak değil, stratejiler

Kişiliğimiz hayatımızın ilk 7 yılında yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve öğrendiklerimizle şekillenir. Her ne kadar daha sonraki yıllarda şekillenmeye devam etse de, asıl kişilik özelliklerimizi ilk 7 yaş belirler. Hepimiz için dünyadaki en değerli varlığımız çocuklarımızdır. Canımızı bile hiç düşünmeden onlara vermeye hazırız. Ancak, bu kadar değer verdiğimiz varlıkları bu hayata hazırlarken

Dünyada ne kadar insan varsa, o kadar ayrı kişilik vardır ve tüm kişilik özellikleri birbiriyle uyum içinde kalamayabilir. Bazı insanların varlığı bile bize huzur verirken, bazılarıyla aynı ortamı paylaşmak o kadar da kolay değildir. Çalıştığımız yerlerde gün boyu bize hiç benzemeyen insanlarla ilişki kurmak ve ortak bir hedefe hizmet etmek

Ruh halimiz koku gibidir, dalga dalga yayılır etrafımıza… Evimize, işimize… Biz nasılsak, çevremiz de öyle olmaya başlar… Ya da çevremiz nasılsa, biz de öyle olmaya başlarız… İş hayatında da hayatımızın her alanında olduğu gibi gruplar halinde çalışıyoruz. Bu gruplara da ekip ya da takım diyoruz. Sürekli bir “takım olma” ve

Çalışan insanın en büyük yakınmalarından biri, iş yaşamı yüzünden özel hayatına yeterince önem verememektir. Bozulan ilişkiler, gerginleşen iletişim biçimleri, tahammülsüzlük, bıkkınlık, tükenmişlik… Var olan yaşamımızı iş ve özel hayat olarak ikiye bölmeye çalışıp, keskin sınırlar belirlemeye kalkınca aslında bunun imkansız olduğunu görürsünüz… Eve iş götürülmez belki ama duygular, yorgunluklar, kararsız

Farklı dönemlerde dünyaya gelmiş olan kişilerin hayalleri, çalışma disiplinleri ve hedefleri de birbirinden farklıdır. Bu durum zaman zaman bir arada çalışmayı ve şirketin ortak kazancı için işbirliğinde bulunmayı da zorlaştırabilir. Burada en büyük zorluk, kurumların çalışanlarının psikolojik alt yapılarını iyi tanıyamamaları, çalışanların da kurum kültürünü içselleştirememeleri konusunda yaşanmaktadır. Farklı kuşakların

İnsan vücudundaki tüm sistemler birbirleriyle büyük bir uyum içinde çalışırlar. Sahip olduğumuz sistemlerden birindeki dengesizlik diğer tüm sistemleri etkiler. İnsan vücudunda sözü en çok geçen ve zihnin ulaşım aracı olan sinir sistemi de, beden üzerinde tahmininizden de öte bir etkiye sahiptir. Bu gerçeği biliyor olmak, zihninizle bedeniniz arasındaki mesafeyi oldukça

Akıp geçen zamanla birlikte anne babalarımız kollarına hastalıkları takarak yaşlanmaya başlıyorlar. Belki biraz daha alıngan ve talepkar oluyorlar, belki de kendi kendilerine yetebildiklerini kanıtlamak için bizden uzaklaşıyorlar. Bizler de bir yandan kendi hayatımızı sürdürürken, bir yandan da onlara destek olmaya çalışıyoruz. Anne babamız ilerleyen yaşlarına adapte olmaya çalışırken onlara nasıl

Bizlere adil olarak dağıtılan tek kaynak zamandır. Herkesin günde 24 saati ve haftada 7 günü vardır. Şüphesiz ki geçen zaman geri döndürülemez, ya da ödünç alınamaz. O yüzden, yapılabilecek tek şey sahip olunan zamanı iyi kullanabilmektir. Bazılarımız hepimize adil bir şekilde dağıtılmış olan zamanı verimli kullanabilirken, bazılarımız sahip olduğu zaman

Hiçbir şeyi aklımda tutamıyorum! İşte ve evde yapılacak o kadar çok şey var ki, hangi birini, ne ara, nasıl yapacağım? Not alırken uzun cümleler yazmaktan, anlatılanlar arasında kaybolmaktan yoruldum. Bu ifadeler size tanıdık geliyor mu? Zihin Haritaları tekniği, beynin iki yarısının (sağ ve sol) farklı görevler üstlendiği ilkesine dayanmaktadır. Geleneksel

Çevik dönüşümün psikolojisi programı çalışanları içinden geçtikleri süreç içerisinde iyilik hallerini korumak, güçlendirmek ve verimliliklerini arttırmak için tasarlanan çevik dönüşümün psikolojisine odaklı bir programdır. Duygusal zeka, değişim psikolojisi, stres ve psikolojik dayanıklılık kavramları üzerinde durulan kanıta dayalı bir programdır. Program süresince çalışanlara iş hayatlarında değişime adapte olmaları, değişimde hem kendilerini

Oxford Üniversitesi Stres Azaltma Merkezi tarafından geliştirilen ve sadece Oxford Üniversitesi tarafından yetkilendirilen eğitmenlerin verdiği iyilik hali programıdır. İş ve özel yaşamın ‘iniş ve çıkışlarına’ nasıl daha iyi yanıt verebileceği konusunda beceriler aktarılan bu programda perspektif değişimleri sağlanarak iyilik hali desteklenmektedir. Buna ilk başlanılan yer ise VUCA kelimesidir. Değişken (Volatile),

İçerik Güncelleniyor. İçerikle alakalı tüm merak ettiklerinizi aşağıdaki formu doldurarak sorabilirsiniz.

İnsan hep daha iyi olmak için çalışır. Hayatının her alanında… Böyle programlanmıştır çünkü… İş hayatında da daha iyi olmak için her gün çabalıyoruz. Yetkinliklerimizi geliştirmek için yıllardır hafta sonlarımızı bile kendimizi geliştirmeye adıyoruz. Sürekli gelişim döngüsünde döne döne bir hal olduk. Peki, insan ruhu nerede kaldı? Yukarıdakileri cebimizde tutarken madalyonun

Pozitif psikoloji, her an olumsuzluklarla karşılaşma olasılığı olan ve kontrol edemeyeceği durumlara maruz kalabilen insanların, yaşam üzerinde denetleyebilecekleri tek güçleri olan bilişsel, duygusal ve davranışsal performansları üzerine kurgulanmış bir programdır. Pozitif psikoloji Polyannacılık veya pembe gözlüklerle dolaşmak anlamına gelmez. Bu programda pozitif psikoloji biliminin ilkeleri merkeze alınarak, psikolojik dayanıklılığı arttırmanın

Yaşam tüm zorluklarıyla önümüze serilmişken, bazı insanlar yaşamdan çok daha fazla keyif alır ve hayallerini gerçekleştirmekte daha başarılıdır. Bu insanların yaşamlarını olumlu kılabilmek için bildikleri ve uyguladıkları ne olabilir? Pozitif yaşam becerisi birçok kültürün yaşam biçimiyle örtüşürken, bizler olumsuz olaylar karşısında olumlu bir bakış açısı geliştirmekte neden zorlanırız? Amerikan efsanelerinin

Şu öfkenizi bir yenebilseniz belki çok şey değişecek. Ama olmuyor. Öyle durumlarla karşı karşıya kalıyorsunuz ki, ‘Gel de öfkelenme!’ İşin kötüsü eliniz ayağınız birbirine dolanıyor, sinirden renginiz atıyor. Öfke, hem fiziksel sağlığınıza, hem ilişkilerinize, hem yaşam kalitenize olumsuz etki eder. Üstelik kontrolden çıkmış bir görüntü yüzünden sosyal ortamlardan dışlanıyor bile

Kargaların problem çözmek konusunda en akıllı hayvanlardan birisi olduğunu biliyor muydunuz? İnsan zekâsını şaşırtarak problemleri ele alıp çözebilen kargalar bu yeteneği nasıl geliştirmiş olabilir? Problemlere yaklaşım tarzımız; hem kişiliğimizin, hem geçmişimizin, hem de geleceğe olan bakışımızın yansımasıdır. Bilinçaltı şifrelerimiz olaylara bakış açımızı baştan aşağı etkiler. Yaşamları boyunca birçok deneyimden geçen

Hiç birimiz dünyaya boş bir beyaz sayfa olarak gelmiyoruz. O sayfanın yarısı, belki de çoğu yedi sülalemizden intikal eden genetik ve yapısal faktörlerin yanı sıra içine doğduğumuz çevrenin gereklilikleriyle dolduruluyor. Hayat, doğduğumuz günden başlayarak her birimize farklı bir rol verir ve bizler de buna “KADER” deriz. Kimi başrol oynar, kimi

Her şey ne güzeldi, dizimizin dibindeydiler. Bir ömür dua ettik hayırlısıyla büyüsünler diye. Ama onlar büyüdükçe dertler büyüdü, sanki her şey değişti. Sizi hiç anlamıyorlar, o gitti yerine bambaşka biri geldi sanki. Biliyor musunuz? O sahiden gitti. Yerine yeni birisi geldi. Çocuğunuzun güncellenmiş, yetişkin versiyonu ile karşı karşıyasınız. Artık eski

Günümüzde psikolojik danışmanlık almak artık günlük hayatın sorunlarıyla baş etmede çok önemli bir destektir. Terapilerde iş hayatından kaynaklanan sorunlara çok sık rastlanmaktadır. Danışanlar terapilerde en çok; Üstleriyle ilişkileri, Çalışma arkadaşlarıyla yaşadıkları çatışmaları, Çalışanlarını yönetmekle ilgili sorunları, Rekabetin zorlukları, Kendilerine verilen iş hedeflerinin çok yüksek olması, Kuşak çatışmaları, Finansal kaygıları ve