Geceleri bir türlü gelmeyen uykular birçok kişinin sorunudur. Ya da her sabah “5 dakika daha” diyerek alarm ertelemeyen kaç kişi vardır ki? Neden bedenimizin ve zihnimizin en büyük ihtiyaçlarından biri olan uykuyla başımız bu kadar çok derde girer? Telefonumuzu her gün şarj ettiğimiz gibi, bedenimizi de tam ve kusursuz olarak
Depresyon, çağımızın en yaygın sorunlarından biri… Artık hepimizin depresyonu çok iyi tanıması gerekiyor, çünkü yapılan araştırmalar bize hiç iyi şeyler söylemiyor. Özellikle çalışan kesim için depresyon riski maalesef diğerlerine göre daha yüksek. Ancak, sanıldığı gibi her üzüntü veya mutsuzluk depresyon değildir. Bazılarımız en küçük üzüntüde “depresyona” girdiğini sanırken, bazılarımız ağır
Bir iş yapıyorsanız o her koşulda ve ne pahasına olursa olsun en iyisi olmalı. Duruma bu şekilde bakmayanları bir türlü anlayamıyor musunuz? Mükemmeliyetçi bir kişiliğiniz varsa, doğal olarak sürekli siz çalışıp duruyorsunuz. Kimse sizin kadar detaylı iş çıkaramadığı için her şeyi de kontrol etmek zorunda kalıyorsunuz. Başkalarına saçma gelen detaylar
Bazen bir işe başlamak o kadar zor gelir ki… Bir türlü o ilk adımı atamaz, hep erteler durusunuz. Spora başlamak, sigarayı bırakmak, bir raporu bitirmek, mailleri cevaplamaya başlamak… Önünüzde yapılması gereken onlarca iş varken, kendinizi bir alışveriş sitesinde boş boş bakarken mi yakalıyorsunuz? Ya da yapacağınız işleri genelde hep son
Çağımızda bilgi seviyesi ve rekabet arttıkça bununla ters orantılı olarak insanların kendilerine olan güvenleri hızla düşüyor. Özellikle eleştirildiğimiz, performansımızın değerlendirildiği ve işimizi elimizden alıp daha iyi yapabilecek insanların varlığı ile tehdit edildiğimiz iş hayatında kendine güvenmek zor zanaat. Üstelik duyguları ile yaşayan insanoğlu için devamlı kendine güvenmek mümkün mü? İnsanoğlu
Hiçbir kişilerarası ilişkiyi duygulardan tamamen uzak sürdüremeyiz. İş hayatında da işe, iş ilişkilerine, duygusal olarak kendini katmak, işle duyguları birbirine karıştırmak demek değildir. İşe, göreve, iş ilişkilerine yönelik duygularımızın, bireysel yaşamımız kadar şirket yaşamı için de işlevi vardır. İnkar ettiğimiz olumlu ve olumsuz pek çok duygu bizi; kendimize, ilişkilerimize, işimize
Stres; fiziksel, duygusal ve ruhsal açıdan, baş edebilme gücümüzü aşan durumlarla karşılaştığımızda, kendimizi koruyabilmek ve hayata devam edebilmek adına verdiğimiz otomatik tepkidir. Aslında uygun miktarda stres, bizi koruyan, işimize yarayan ve olması gereken bir tepkidir. Stresin toplum ve çalışma hayatı üzerindeki etkileri oldukça fazladır. Stresin olumsuz etkisi sebebiyle bireylerin yaşam
Takım Oluşturmadan, Takım Tutma “Başarılı bir organizasyonun pek çok elleri ama tek bir beyni vardır.” Bili Bethell İnsan, doğası gereği aidiyet duygusuna ihtiyaç duyar. Ailemizin, arkadaş grubumuzun, iş yerimizin, yaşadığımız ülkenin bir parçası olma arzusu, bireysel ve sosyal ihtiyaçlarımızdan kaynaklanır. Küçük ya da büyük grupların içinde bir şekilde yer alırız.
Çatışmadan Uzlaşmaya Giden Yolda Müzakere Edebilmek Çatışma, yaşamımızda kaçınılmaz ve olağan bir süreçtir. İnsanoğlu bebeklikten yaşlılığa giden gelişim sürecinde çatışmalarla yüz yüze kalır. Zıt yanlarımız birbiriyle çatışır. Kaygılı yanımızla, atılgan olmak isteyen yanımız; her şeyi bırakıp gitmek isteyen yanımızla, sorumluluk alan yanımızın çatışması gibi. Kişilerarası ilişkilerde çatışma, diğerleri ile yaşadığımız
İletişim yaşam sahnesinin her alanında yerini en baştan almış. İş yaşantısında departmanlar arasında, müşteri ile karşılaştığınız her anda, yan masada oturan çalışma arkadaşınız ve hatta kendinizle bile zaman zaman iletişim sorunu yaşamak kaçınılmaz. Tam da bu nedenle iletişim sorunlarıyla baş etme yolunu öğrenmek birçok alanda sizin ya da şirketinizin birkaç